Rahmet Peygamberi’nde Hayâ
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sahâbîlerin ifâdesine göre örtüsüne bürünen bir genç kızdan daha hayâlı idi. Hiçbir zaman yüksek sesle konuşmamışlardı. İnsanların yanından yavaşça ve tebessüm ederek geçerlerdi. Hoşlanmadıkları kaba bir söz işitince insanların yüzlerine karşı bir şey söylemezlerdi. Yüz ifâdeleri kendisinin hâlini yansıttığı için etrafındakiler, konuşmalarında ve hareketlerinde ihtiyatlı olurlardı. Yüksek hayâ duyguları sebebiyle, hiçbir zaman kahkaha ile gülmemişlerdi. Yalnız tebessüm hâlinde bulunurlardı. Hadîs-i şerîflerinde:
“Hayâ îmandandır ve hayâlı olan kimse cennettedir! Hayâsızlık ise kalbin katılığındandır; kalbi katı olan da cehennemdedir!..” buyurmuşlardır. (Buhârî, Îmân, 16)
Diğer hadîs-i şerîflerinde de:
“Hayâ ve îman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de gider!”[53]
diyerek hayânın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve:
“Hayâ ancak hayır kazandırır.” (Buhârî, Edeb, 77)
“Hayânın hepsi hayırdır.” (Müslim, Îmân, 61)
“Bir işte kötülük ve çirkinliğin bulunması onu lekeler; bir işte hayâ duygusunun bulunması ise onu süsler.” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Birr, 47/1974)
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- birgün izârsız olarak açık bir alanda gusleden bir kimse görmüş ve bunun üzerine minbere çıkarak, Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra:
“Allah -azze ve celle- çok hayâlı ve çok gizlidir. Bundan dolayı hayâyı ve örtünmeyi sever. O hâlde herhangi biriniz gusledeceği zaman örtünsün.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Hammâm, 1/4012)
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kimsenin yüzüne dikkatle bakmazdı. Yere bakışı, semâya bakışından daha çoktu. Hayâ duygusu ve yüksek şahsiyeti sebebiyle kimsenin hatâsını yüzüne vurmazdı.
Gerçek hayâ, dünyâ sevgisini kalpten çıkarmaya vesîle olan “ölümü hatırlamak”la elde edilir. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ashâbına, dâimâ Allah’tan hakkıyla hayâ etmelerini emrederdi. Bir defâsında onların, Rablerine karşı devamlı bir hayâ ile hamd ettiklerini söylemeleri üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, gerçek hayânın; vücuttaki bütün uzuvları haramdan korumak ve ölümü hatırdan çıkarmamak olduğunu bildirdiler. Ardından, âhireti arzu eden kimsenin dünyâ sevgisini terk etmesi gerektiğini belirterek, ancak böyle yapanların Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş olabileceğini ifâde buyurdular.[54]
