RAHMET PEYGAMBERİ’NİN HUSÛSİYETLERİNDEN ÖRNEKLER
Târihte hayâtının tamamı en ince teferruâtına kadar tespit edilebilen tek peygamber ve tek insan, Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’dir. O’nun bütün fiil, söz ve duyguları anbean kaydedilerek insanlık târihine şeref levhaları hâlinde takdîm edilmiştir.
O’nun hayâtı, kıyâmete kadar gelecek bütün nesillere örnektir. Kur’ân-ı Kerîm’de O’nun hakkında:
“Şüphesiz Sen yüce bir ahlâk üzeresin!” buyrulmaktadır. (el-Kalem, 4)
O, Kur’ân’ı yalnız lâfzen öğreten bir muallim değil, aynı zamanda Kur’ân’ı yaşayan canlı bir örnek idi.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmuşlardır. (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, X, 192)
Yahudî ulemâsından Abdullah ibn-i Selâm, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ilk defâ görür görmez, O’nun sîmâsındaki nûrâniyet ve mânâ derinliği kendisini kuşattı. Hayretle:
“Bu sîmânın sahibi yalancı olamaz!” dedi ve îmân ile şereflendi.
O, şöyle anlatır:
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Medîne’ye geldiğinde, insanlar koşuşarak O’nun etrafını sardılar. “Rasûlullah geldi, Rasûlullah geldi!” diye îlân edildi.
Ben de O’nu görmek için insanların arasına karıştım. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek yüzünü görünce anladım ki; O’nun yüzü, aslâ yalancı yüzü olamaz. Efendimiz’den işittiğim ilk sözler şunlar oldu:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ! أَفْشُوا السَّلَامَ وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَصِلُوا الْأَرْحَامَ
وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلَامٍ
“Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabanızla ilgilenip onlara yardım ediniz! İnsanlar uyurken siz geceleri namaz kılınız! Bu sâyede selâmetle cennete girersiniz.” (İbn-i Mâce, Et’ime 1, İkâmet 174; Tirmizî, Kıyâmet 42/2485)
