Emsâlsiz Cesâret ve Şecâati
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den daha büyük bir kahraman tasavvur etmek mümkün değildir.
Korku ve dehşet O’nda ömrünü tüketmişti. Olağanüstü hâller karşısında sabır ve sebat gösterir, korku ve telâşa düşüp uygunsuz hareket etmezdi.
Kendisini öldürmeye gelenlerin arasından “Yâsîn Sûresi”nin baş kısmındaki şu âyetleri okuyarak korkusuzca geçmişti:
“Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık; artık göremezler.” (Yâsîn, 8-9)
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur:
“Bedir’de savaş bütün şiddetiyle devâm ederken, bâzen biz Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in arkasına sığınıyorduk. Düşman saflarına en yakın yerde O bulunurdu. O, insanların en cesur ve metânetli olanı idi.” (Ahmed, I, 86)
O, îlâ-yı kelimetullâh için dâimâ en önde savaşırdı. Huneyn Gazâsı’nda, başlangıçta İslâm ordusunda meydana gelen çözülme karşısında, O, metânetini hiç bozmayarak kendisini düşman saflarının ortasına atmış, bindiği hayvanını mütemâdiyen ileri sürerek ashâbının şecâatini artırmış ve nihâyet te’yîd-i ilâhî ile de zafer nasîb olmuştur. (Müslim, Cihâd, 76-81; Ahmed, III, 157, V, 286; İbn-i Hişâm, IV, 72; Vâkıdî, III, 897-899)
Şöyle buyurmuşlardı:
“Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, hiçbir seriyyeden (askerî hareketten) geri kalmaz, hepsine katılırdım. Allah yolunda şehîd olmak, sonra diriltilip tekrar şehîd olmak, yine diriltilip tekrar şehîd olmak isterdim.” (Buhârî, Îmân, 26; Müslim, İmâre, 103, 107)
*
Burada kelimelerin mahdûd imkânlarıyla hulâsa etmeye çalıştığımız bu yüksek yaratılıştaki husûsiyetler, O’ndan idrâkimize damlayan şebnemlerden ibârettir. Vâsıl-ı ilâllâh olabilmenin sırrı, Allâh’ın Kitâb’ına ve Varlık Nûru’nun Sünnet-i Seniyye’sine ihlâs, samîmiyet ve gayretle tâbî olmak, Allah ve Rasûlü’nün sevdiklerine muhabbet duyup, sevmediklerinden de nefret etmektir. Her ikisinin arasındaki fark, a’lâ-yı illiyyîn ile esfel-i sâfilîn[86] arasındaki fark kadar sonsuzdur. Allah Rasûlü’nün hissiyâtından istifâde edebilmenin temel şartı, O’na muhabbet ve O’nun sevmediklerine nefrettir.
