İÇİNDEKİLER
ARAMA:

ÖNSÖZ

Biz âciz kullarını îmânın neşve ve huzûruna nâil eyleyen Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri’ne hamd ü senâlar olsun!

İnsanlığı cehâlet ve küfrün zifiri karanlığından kurtarıp, ilim, irfan ve îmânın nûruyla şereflendirmeye vesîle olan, kâinâtın Fahr-i Ebedîsi’ne salât ve selâm olsun!

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in örnek ve güzîde hayâtını satırların dar sınırları içinde de olsa ifâde etmeye çalışmamızın temel sebebi, insanlığın ekseriyetle maddeye ve kuvvete râm olup, nefsin sultasında yaşamakta olduğu günümüzde; bunalan, yorulan, bîtâb ve bîçâre kalan gönüllere O’nun rûhâniyetinden bir parıltı takdîm edebilmektir. Ayrıca ağaçların ve taşların kendisine selâm verdiği ve kâinâtın Yüce Hâlık’ının sayısız melekleriyle birlikte “salât ve selâm” ederek yücelttiği Sevgili Peygamberimiz’in fazîlet ve kemâlinden bir nasîb alabilmektir.

Âlemin varlık sebebi olan “muhabbet”teki sırlardan biri de, sevenin, sevilenin hâliyle hâllenme yoluna girmesidir. Sevenin istîdat ve kâbiliyeti ne ölçüde olursa olsun, muhabbet; yönelip meylettiği şeyin şânına göre muhakkak bir netice hâsıl eder.

Bütün insanlık, Allah Rasûlü’nün tevessül ve şefâatine muhtaçtır. O’nun yüce hakîkatini beşer idrâki ile kâmil bir sûrette kavrayabilmek mümkün olmadığı gibi, kavranabilen hikmet ve hakîkatlerini kelimelerle îzah edebilmek mümkün değildir. Aslında O’nun ulvî mâhiyetine âit beyânı, sükûtun sonsuzluğunda noktalamaktan başka çâre yoktur. O’nun güzîde hayâtının tasvîrinde lisanlar mutlak bir sûrette âciz iken, bizim gönlümüzden lisânımıza akseden ifâdesi de, ancak deryâdaki bir katre kabîlindendir. Buna rağmen, yine de O’nu anlatan ve hatırlatan her şey, ayrı bir tecelliyât, ayrı bir rûhâniyet, ayrı bir şi’riyet ve ayrı bir letâfettedir. Kâinattaki binbir türlü nakış ve ilâhî kudret akışları, O’nun nûrundan bir tedâî, bir akis ve bir tebessümdür.

Rabbimizin lutfuyla birkaç baskı yapma bahtiyarlığına nâil olan bu eserimizde, kurtuluş rehberimiz Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’le birlikte, hidâyet meş’alemiz olan Kur’ân-ı Kerîm’in, kıyâmete kadar devâm edip gönülleri nurlandıracak ve hak bir kitap olduğunu ispat edecek mûcizelerinden ancak birkaçını da, idrâk, tâkat ve istîdâdımız nisbetinde arz etmeye çalıştık. Sonsuz hikmet ve hakîkatleriyle mü’min gönülleri aydınlatıp tefekkürü derinleştiren Kur’ân-ı Kerîm, kıyâmete kadar yapılacak bütün ilmî keşiflerin de te’yîd ve tasdîke mecbur olduğu ilâhî bir mûcizedir. Bu itibarla eserimizin bu yeni baskısında, Kur’ân âyetlerinde işaret edilen pek çok hikmete dâir, asrımızda yapılan yeni keşiflerin de ışığında bâzı ilâvelerde bulunduk.

Ayrıca bu yeni baskıda birtakım tashih, sadeleştirme, yeni ilâveler ve açıklamalarla mevzûlar içinde bâzı takdim-tehirler yaptık ve kitabın sonuna küçük bir lügatçe ekledik. Bu vesîle ile, bu eserin tashih ve genişletilmesinde yardımcı olan Dr. Murat KAYA ve diğer talebelerimize teşekkür eder, samîmî gayretlerinin, kendileri için sadaka-i câriye olmasını Rabbimden niyâz ederim!..

Sevgili okuyucu!

Geçmiş peygamberlerin mûcizelerinden ve getirdiği esaslardan günümüze kadar intikâl eden hemen hemen hiçbir şey kalmamış gibidir. Kur’ân mûcizesi ise, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bahtiyar ümmetine müstesnâ bir lutuf olarak kıyâmete kadar devâm edecektir.

Bu ilâhî ikram, bize kulluğumuzun ehemmiyetini ve mazhar olduğumuz nîmetin yüceliğini hatırlatmaktadır.

Mushaf-ı Şerîf, nasıl ki yüksek ve mûtenâ yerlerde muhâfaza ediliyor ise, Rabbimiz o yüce emânetini, hassâsiyetin en ulvî makâmı olan kalbimize nakşedip rûhumuza şifâ menbaı, dünyâ ve ukbâ hayâtımıza kurtuluş vesîlesi eylesin!..

Her tohum, kendine âit öz cevheri ne olursa olsun, bir de yeşerdiği toprağın istîdâdına göre bir netice verir. Bizim gönlümüzde de, nebevî hakîkatlerin idrak ve ifâdesine dâir “Rahmet Esintileri” ancak bu kadarcık boy vermiş ve bodur kalmışsa, kusuru kendimize izâfe ederiz. Lâkin, ne kadar eksik ve kusurlu olsa da, Allah Rasûlü’nün muhabbetine medâr olması niyâzı ile kaleme alınmış olan bu eseri, Cenâb-ı Hak, gönüllerimizin gülşeni ve feyiz menbaı eylesin!

Ne mutlu o mü’minlere ki, Allah ve Rasûlü’ne gönül verir, muhabbet beslerler; bu muhabbeti de, bütün muhabbetlerin üstünde tutmaya muktedir olabilirler!..

Biz de Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e bolca salât ü selâm getirerek O’nunla olan râbıtamızı kuvvetlendirelim. Zîrâ en korkulu günde O’nun tevessül ve şefâatine muhtâcız…

Hak Teâlâ sırât-ı müstakîme yegâne rehber olan Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mânâ iklîminden kalplerimize ulvî bir nasip ve O’nun engin rûhâniyetinden gönüllerimize feyizli şebnemler ihsan buyursun! Kalplerimiz, Allah ve Rasûlullah sevgisinin ebedî bir mekânı olsun! Cenâb-ı Hak, cümlemizi Rasûl’ünün şefâat-i uzmâsına nâil eylesin!

Âmîn!..

Dahîlek yâ Rasûlallâh!..

Meded yâ Rasûlallâh!..

Şefâat yâ Rasûlallâh!..

Osman Nûri TOPBAŞ

Aralık 2007

ÜSKÜDAR